Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Aşkın Halleri


Hâlden hâle girmesi aşkın doğasındandır. Cennet-mekân bir duygu olmasına rağmen değişken mizacı onun bir dünya bulaşığı taşıdığını da gösterir. Makamdan makama atlar aşk, hâlleri vardır.

Hayranlık ile başlar aşk, her hayranlık bir hayret doğurur. Nasıl olduğuna, bunun nasıl olup da sizi bulduğuna, üstelik sadece sizi bulduğuna hayret ettiğiniz ihtilâlli bir kamaşma hâli. Evren ile bir bütün olduğunuzu, yaradılışın sadece size mahsus kılındığını hayretle fark edersiniz. Dünya bu kadar güzel miymiş, insanlar bu denli iyi? Bütün şarkılar sizi bütün kelimeler onu anlatmakta; Züleyha “çöre otu” dese de Yusuf’tan bahsetmektedir aslında. Her ilgi aynı merkeze çıkar. Bu, harikulâdedir. Bir yörüngeye bağlanmış, onun etrafında dönmektesinizdir artık. Üstelik mukabelesi de vardır. Sizin, yörüngesine girerek etrafında döndüğünüz parıltılı seyyare de sizin etrafınızda dönmektedir. Orada zaman durur. Âşıkın zamanı cennet zamanıdır çünkü, onun kalbi zamansızdır. Aşkın duygular arasındaki müstesna yeri zamansızlığı yani cennet zamanını daha bu dünyada kalbe tecrübe ettirmesiyle ilgili olmalıdır.

Hayranlık ve hayreti, “yaratma” izler. Vasf edilse bile bu şehr içre olmayan dilberleri, hiç olmayan kadınları gerçek sanmaya başlarsınız. Duvardaki fotoğraf gerçekteki sevgilinin yerini tutmaya başlar. İmaj gerçeğin yerini işgal eder saygısızca. Sır, sevgilinin kendisinin bile boy ölçüşemeyeceği bir heyulâya dönüşür. Aşkın en ihtişamlı fakat en tehlikeli makamıdır bu. Ama başka yolu yoktur.

Gün gelir yarattığınız sen ile gerçek sen’in aynı olmadığını fark etmeye başlarsınız. Durup dururken durgun suyun üzerine bir fiske vurulur, bir küçük taş düşer. Su dalgalanmaya mı başlamıştır? Büyünün bozulduğu ilk andır bu. Âşığın kalbinde dünya zamanı bir iki saniye ilerlemiştir. Büyünün bozulmasından çok daha fazlasını, büyünün bozulabileceğini anlarsınız o an. Kendinizi bunun böyle olmadığına ikna etmek için gerekçeleriniz henüz yeteri kadar kuvvetlidir. Her defasında düştüğünüz kuyudan çıkmanız mümkün olur, yine cennet zamanı olur. Ama öyle bir an gelir ki bu kez oradan çıkmanızın artık mümkünü kalmamıştır. Üstelik aşkın gailesi insanı aşk olgusu ile yüz yüze getirmesidir, bir aşkın yıkılması bütünüyle aşka olan inancı yerle bir eder. Bir aşk biterse “aşk”ın bittiği makamdır bu. Kıyamet hâli burada başlar. Devamı için tıklayınız

Edebiyat, Hayat ve Gözlemler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Sosyal Medya

26.08.2015 itibariyle Swarm hariç tüm sosyal medya hesaplarını sildim. Swarmı ise yıllardır görmediğim arkadaşlarla yakın konumda olduğumu göstermesi için faydalı bir uygulama olarak görmekteyim. Ayrıca insanın zamanını çalan bir uygulama olmamasından kullanmaya devam edeceğim.

Sosyal medyanın avantajları kadar dezavantajları olması sebebiyle artık kullanmama kararı aldım. Özelimizi ne kadar dikkatli olmaya çalışsak da paylaşmak durumunda olmamız ve zaman çalmasından dolayı kullanmamayı uygun gördüm. Çünkü sosyal medyayı kullanım sınırını ayarlamakta bazen zorlanıyorum. Zamanımı kitap okuyarak, film izleyerek harcamam gerektiğini düşündüm.

Sosyal medya kullanmamanın dezavantajı ise insanlara kolay ulaşamayacak olmam ama bu sayede telefonla görüşerek daha iyi bir iletişim kurma imkanım olacak.

Umarım sosyal medyaya dönmek zorunda kalmam.

Bilgisayar, Genel, Hayat ve Gözlemler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

İstatistik – Olasılık Yardımcı Siteler

http://www.alkanhoca.com/YGS/.olas%C4%B1l%C4%B1k.html

http://www.ossmat.com/index.php/sinavcozumleri/konulara-gore-cikmis-sorular/matematik-konulari/6371-olasilik-cikmis-soru-ve-cozumleri.html#c4

https://yadi.sk/i/PBkG5aCQgx8xR

CMYO kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Huzur içimizde :)

“Yarım kaldığımızda bizi tamamlayacak birini ararız daima. Birkaç yıllık ya da birkaç aylık bir ilişkiden sonra ihtiyacımızın hala giderilmediğini görünce beraber olduğumuz kişileri suçlar, daha ümit vaad eden biriyle arkadaşlık kurarız. Bu hep böyle sürebilir (dizisel poligami), ta ki -bu arada bir partner yaşamımıza hoş boyutlar katabilse de- her birimizin kendi tamamlanmamızdan sorumlu olduğumuzu kabullenene dek bunu bize başka kimse sunamaz ve aksine inanmak, kendimizi tehlikeli bir şekilde aldatmak, girdiğimiz her ilişkiyi nihai başarısızlığa programlamaktır.”

Hayat ve Gözlemler kategorisine gönderildi | Huzur içimizde :) için yorumlar kapalı

İt ürür, kervan yürür

“Yürüyüp geçeceksin, hep yürüyüp geçeceksin. Ben öyle yaptım. Hep yürüdüm. Herkesin her şeyi anlamasını bekleyemezsin. Sen yürüyüp gideceksin. Anlayan anlayacak, anlamayan anlamayacak; dünyanın hepsine yetişemezsin ki! Bilirsin ben iyi yürürüm.”
— Murathan Mungan

Edebiyat, Hayat ve Gözlemler kategorisine gönderildi | İt ürür, kervan yürür için yorumlar kapalı

Kırılgan

Murathan Mungan’ın şiirlerini hatta evini(bakınız) bile çok beğenirim. Şu ara kendimi tanıtma isteği var, ben kendimi tanıtmadıkça insancıklar yanlış tanıyor.

Kırılgan bir çocuğum ben
Yüreğim cam kırığı
Bütün duygulardan önce
Öğrendim ayrılığı
Saldırgan diyorlar bana
Oysa kırılganım ben
Gözyaşlarım mücevher
Saklıyorum herkesten
Ürküyorlar gözümdeki ateşten
Ürküyorlar dilimdeki zehirden
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen
gözükara cesaretimden
Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum,
Bir yanı çılgın dağ doruğu.
Oysa böyle yapmasam ben
Nasıl korurum içimdeki çocuğu?
Bir yanım çılgın nar ağacı
Bir yanım buz sarayı.

Edebiyat, Hayat ve Gözlemler kategorisine gönderildi | Kırılgan için yorumlar kapalı

28 Yılın Hesaplaşması İçinde Son 4 yıl

Evet yaş oldu 28. Kimisine göre büyük kimisine göre ise küçük bir yaş. Üniversiteye başladığım yıllarda bu yaş için çok büyük hayallerim vardı. Bu yaşa kadar askerliği yapmış, evlenip, çocuk yapıp evi-arabayı almış olurum diye düşünüyordum. Fakat hiç de planlandığı gibi gitmedi malesef çoğu eksik kaldı. Planlar tutmadı yani ne yaparsam yapayım. Ama okulu bitireli 4 yılı biraz da olsa geçti.

Öğretim görevlisi oalrak Çivril’e geleli de 4 yıl oldu. Bu 4 yıl çok çabuk, master-doktora ile geçti. Hayat bir mücadele sanki ve insanın kendi planının çok dışında hayatın da bir planı ve işleyişi var. Bu 4 yılda mücadele yeteneğim çok gelişti. 23-24 yaşlarda insan herşeyi bildiğini, gördüğünü, yaşadığını zannediyor ama öyle değilmiş dönüp baktığımda. Hammışım, pişiyorum daha da yanacağım. Çoğu genç şanslı; 18 yaşında ailesinden ayrılıp üniversiteye gidiyor ve gurbetliği, yalnızlığı erken yaşta yaşıyor. Benim için bu geç oldu İstanbul’da ailemin yanında okumam sebebiyle. Yalnız yaşamak ama gerçekten yalnız bazen kalabalıklar arasında yalnız kalmak insanı olgunlaştırıyor. Bu yalnızlık içinde beni amca gibi, abla gibi, sahiplenen Ahmet Hoca, Samuray Hoca, Tahir Hoca, Osman Abi gibi çok güzel büyükler, Ali, Nuri ve Ferhan gibi dostlarım oldu. Allah hepsinden razı olsun.

Gelelim hocalığa… En başlarda “Hocam…” dediklerinde bana mı diyorlar yahu der, yabancılık yaşardım o kelimeye. Sonuçta söylemeye alışmışım duymaya değil :). Hocalık bana uygun mu değil mi diye düşünürken hatta bazen bırakmayı dahi düşünürken tertemiz öğrenciler gördüm. Birçoğundan ailesi dahi ümidini kesmiş, kendine inanmayan, kendilerine güzel bir yol çizecek cesaretleri olmayan. Bu gençlere bir ümit vermek için DGS kursu açalım dedik. Hepsine olmasa da hayatını değiştirme cesareti olanlara verelim dedik Ali Hocayla.

Beni çok az insan tanır geneli tanıdığını zanneder. Güzel insanlara açtım duvarlarımı hep. Aklı güzel, kalbi güzel, düşüncesi güzel, yaşantısı güzel, niyeti güzel insanlara. Kalabalıklar yerine az ama öz insanlarla yaşamayı tercih ettim. Eskiden kalma dostlarım var Murat, Hakan, Eda gibi. Hocalık yaparken de klasik hoca olmadım, olamadım daha doğrusu. Kurallar ile yaşamak yerine kendi doğrularıma göre yaşadım. Ama bu çoğu zaman yadırgandı gerçi :) Etrafımdaki, konuştuğum, selamlaştığım öğrencileri hep itina ile seçtim. Kimi insanlar tanıdıkça sevilir ben de onlardanım galiba :) Kardeşim gibi sevdiğim Emrah, Bekir, Uğur, Osman, Rıdvan, Yekta, sağ kolum sırdaşım Ramazan, yaptığı yemekleri yediğim Deniz, kendimden bir parça gördüğüm evlat gibi sevdiğim Hamit, beni abisi gibi seven Cansu ve benim için vefanın bir semt adı olmadığını gösteren Devrim ve daha adını sayamadığım bir çok öğrenci. Onlar başbaşa iken dahi saygılarını yitirmeyen, mezun oldukları halde görüştüğüm bilinçli gençler. Yeri geldi kızdım, akıl verdim, yol gösterdim kendimce, abilik yaptım, sahiplendim. Beni tanıyanlar herşeyi karşılıksız yaptığımı bilir. Çünkü bu hayattaki tek amacım iyi bir insan olmaktı. İyi bir evlat, iyi bir abi, iyi bir hoca, iyi bir öğrenci iyi bir vatandaş, iyi bir dost. O yüzden de hayatımda hep iyi insanlar tuttum. Saflık, iyilik görmediğim , küçük de olsa kibir, edepsizlik, yanlış alışkanlıkları olan insanlara karşı mesafe koydum. Bu mesafe yüzünden beni tanımayanlar ise beni eleştirme hakları olduğuna inanıp, tanımadıkları bu insana hassas noktalarından vurmaya çalıştılar.

Tek isteğim ömrü çalışmakla, mücadeleyle geçmiş, çocukluğunu dahi çalışmak yüzünden yaşayamamış bu yüzden içindeki çocuğu hala yaşatan bu insana biraz da olsa saygı duyun. Hayatı hep ciddi yaşamış, ciddi planlar peşinde koşmuş, bu ciddilik içinde güleryüz maskesi ile hayatına eğlence katmaya çalışan, Peygamberimizin yaptığı gibi bu dünyada güzel ahlakını tamamlamaya çalışan birini yormayın yahu.

Kalın Sağlıcakla…

Genel, Hayat ve Gözlemler kategorisine gönderildi | 3 yorum

Genel Duruş

Okuduğunu anlamaya çalış, istersen sor, yanlış bulduğunu çok ağır eleştir ama sakın hadsizlik etme. Efendi biriyim ama ‘öylesine’. Selman Kayabaşı

Hayat ve Gözlemler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Ödevleriniz

Arkadaşlar,

Ödevleriniz ve ders notlarınız artık bu sayfada, derslerinizle ilgili hersey artık yeni sayfada yer alacaktır.

CMYO kategorisine gönderildi | Yorum bırakın